İrritabl bağırsak sendromu, kelimelerin baş harfleri kullanılarak kısaca İBS olarak  bilinir.  Türkçe hassas veya huzursuz bağırsak sendromu olarak  isimlendirilen İBS bağırsaklarda yapısal bir bozukluğun tesbit edilmediği fonksiyonel bir hastalıktır.

Karın ağrısı,  şişkinlik ve dışkılamada düzensizlik en sık rastlanan bulgular olup karın ağrısı defekasyon veya gaz çıkarmakla azalır. Dışkılamada düzensizlik sıklıkla kabızlık şeklinde olmakla birlikte bazı hastalarda ishal, bazı hastalarda da bazen ishal bazen kabızlık şeklinde olabilir.

Genel toplumda her 4-5 kişiden birinde görülen ve modern toplum yaşamı ile birlikte sıklığı artan İBS de neden tam olarak ortaya konulmuş değildir. Genç ve orta yaş grubu kadınlarda daha sık görülmektedir. Mikrobik ishalden sonra ve fazla karbonhidrat ve posa içeren muz, şeftali, meyva suları, bakliyat gibi bazı gıdaların tüketilmesi ile sıklığı artmaktadır. Bağırsak hareketlerinin bozulması, bağırsak içini döşeyen zarın duyarlılığın artması, bağırsak içi yararlı bakterilerin azalıp patolojik olanların artması gibi faktörler hastalığa yol açmaktadır.

Hasta şikayetleri ile çoğu kez teşhis konulmakla birlikte riskli gruplarda veya alarm bulguları dediğimiz makattan kan gelmesi, kilo kaybı, kansızlık, hastalık belirtilerin 50 yaşından sonra ortaya çıkması, iştahsızlık, ciddi ishal veya kabızlık, ailede bağırsak kanseri veya iltihabi bağırsak hastalığı gibi durumlarda ayrıntılı tetkik yapmak gerekir.

İBS'de hassasiyet sadece bağırsaklarda değil, mide boşalmasının gecikmesi sonucu hazımsızlık, mide asidinin yemek borusuna kaçması sonucu reflü gibi sindirim kanalının tümünde vardır. Bazende sindirim sistemi dışında sık idrar yapma, ağrılı idrar yapma, mesanenin tam boşalmaması, ağrılı adet görme, ağrılı cinsel ilişki ve sebepsiz kas ve eklem ağrısına neden olan fibromiyalji  gibi diğer sistem ve organlar ilk ilşikili şikayetler de olabilir.

İshal ile seyreden İBS li hastaların bir kısmında kalın bağırsakların kolonoskopide normal bulunup biyopside iltihabi hücrelerin görüldüğü ve ilaçla tedavisi olanaklı olan  mikroskopik kolit, kollajenöz kolit veya lenfositik kolit olarak adlandırılan hastalık saptanabilmektedir. Bu nedenle ishal ile seyreden İBS li hastalarda kolonoskopi yapılıp normal bile olsa tüm kolon segmentlerinden biyopsi alınmalıdır. Ailesinde çölyak hastalığı olan veya kendisinde demir eksikliği anemisi ile birlikte İBS bulguları olan hastalar çölyak yönünden araştırılmalıdır.

Son zamanlarda İBS ile gıda allerjisi ilişkisi üzerinde durulmakta, bu ilişkiyi ortaya çıkaran bazı  testler yapılarak hastaların bu gıdalardan uzak durması önerilmektedir. Ancak bu test oldukça pahalı olup sosyal güvenlik kurumu tarafından geri ödeme kapsamında değildir. Sonuçlarda bir hayli karmaşıktır ve bilimsel olarak yapılmış çok merkezli tarafsız çalışmalar henüz eksiktir. Pratik hayatta hastaların hangi yiyeceği yediğinde şikayetleri ortaya çıkıyorsa onlardan uzak durması daha uygulanabilir bir yöntemdir.

İBS şikayetler her zaman aynı derecede olmaz. Özellikle stresle ve soğukla arttığı hastalarımız tarafından belirtilmektedir. Aşırı posa bırakan lifli gıdalar kabız kalınmaması için önerilen bir beslenme şekli isede İBS li hastalarda  tersi etki yaratabilmekte ve gaz ve şişkinliği artırmaktadır. Bu nedenle İBS li hastalarda lifli besinleri seçerken daha az posa bırakanları tercih etmeli ve miktarı abartmamalıdır. Aşırı alkol, çay ve kahve tüketimi, bazen süt ve yoğurt, soğuk ve beklemiş gıdalar ile şikayetler artabilmektedir.

İBS de tedavi her hastada aynı olmayıp hastanın ön planda olan şikayetine göre değişmektedir. Tedavide beslenme önerilerini içeren yaşam tarzı değişiklikleri ve kesin bir çözüm getirmesede yararı olabilecek bazı ilaçlarla tedavi söz konusudur. Hastanın doktoruna güven duyması tedavide önemlidir. Sabırla hastayı dinlemek, dikkatli bir fizik muayene ve şikayetlerine önem verildiğini hissettirmek güven duygusunu artırır ve hastayı rahatlatır. İBS bağırsak kanseri ya da yaşamı tehdit edecek daha ciddi bir duruma yol açmaz, hastayı buna ikna etmek gerekir. Gereğinden fazla miktarda ve hızlı yemek yemekten kaçınmak gerekir.

Sağlıklı bir sindirim için mideyi fazla doldurmadan ve besinleri iyice çiğneyerek yavaş yemek gerekir. Akşam yemeği erken saatte ve hafif olmalıdır. Fazla yağlı, nişastalı, baharatlı, sindirimi zor ve fazla posa bırakan yiyeceklerden, şarküteri ürünlerinden, gazlı içeceklerden, meyva sularından, fazla çay, kahve ve alkol tüketmekten,  taze olmayan beklemiş soğuk yiyecekler ve hazır gıdalardan kaçınmalıdır Tencere tipi taze yemek tüketmeye özen gösterilmelidir. Kefir, probiyotik içeren yoğurt veya evde mayalanmış yoğurt bağırsak için yararlı bakteri oranını artırarak özellikle gaz ve kokulu yellenme şikayeti olan hastalarda yararlı olabilir. Bağırsaklarda gazın ilerleyişine engel olup gaz çıkışını zorlaştıracağından beli sıkı ve dar giysile giyilmemelidir.

İlaç tedavisinde bağırsak spasmını çözen ilaçlar, bağırsak hareketlerini düzenleyen veya gazı absorbe eden ilaçlar yada bağırsak içi bakteriler üzerine etkili antibiyotikler kullanılır. İlaç seçimi hastanın önde gelen şikayetine göre yapılır Gaz, şişkinlik ve yellenme şikayeti ön planda olan hastalarda gazı absorbe edeb ilaçlar, antibiyotik ve probiyotikler yararlı olurken kabızlığı ön planda olanlarda bağırsak içinde su ve posa miktarını artıran ilaçlar ya da bağırsak hareketlerini düzenleyiciler, ağrısı ön planda olanlarda spasm çözücü ilaçları seçmek  uygun olacaktır. İlaçlarla tedavi süresi  kesin bir veri olmamakla birlikte 3 ay lık dönemler halinde olabilir. Antibiyotikler 7-10 gün gibi daha kısa süreli kullanılır.