Psikiyatri bir tıp dalıdır. Ruh sağlığı ve akıl hastalıkları ile ilgilenir. Bu hastalıklar düşünce, davranış ve duygu değişiklikleri ile kendini gösterir.

20. yy’ da başlayan bilimsel ilerlemeler göstermiştir ki; BEDEN ve RUH bir bütündür, ayrıca insan sosyal çevresiyle varolmaktadır. Fiziksel hastalığı bulunan ya da sosyal çevresinde sorunlar yaşayan bir insanın yaşam kalitesindeki düzensizlik, ruhsal durumunu etkilemekte; beyin fonksiyonlarının bozulması sonucu, düşünce, duygu ve ve davranışlarında düzensizlikle sonuçlanan bir takım hastalıklara sebep olabilmektedir. Bu nedenlerle, psikiyatri, insanı ruhu ve bedeniyle bir bütün olarak ele almaktadır.

Psikiyatrik hastalıkların tanısı psikiyatri uzmanı hekimlerce konulmakta ve hastalıkla ilgili tedavi yöntemi bireysel, çevresel ve fizyolojik bir takım etmenler dikkate alınarak belirlenmektedir. Genel olarak tedavide ilaçlar, Elektrokonvulsif tedavi (EKT), bireysel psikoterapi (BDT, EMDR,Hipnoz vs) gibi yöntemler kullanımaktadır.

Çocukluktan yaşlılık çağına kadar hemen her yaşta, çeşitli psikiyatrik hastalıklar görülebilmekte ve her geçen gün psikiyatriste başvuran hasta sayısı artmaktadır. Özellikle, günümüzde yaşam şartlarının değişmesi ve ağırlaşması sonucu yaşanan birçok sıkıntı, insanların depresyon, kaygı bozukluğu gibi psikiyatrik hastalıklara yakalanmasına zemin hazırlamaktadır. Bilinenin aksine birçok psikiyatri ilacı bağımlılık yapmamakta ve tedavi sonuçlandığında hekim gözetiminde kolayca bırakılabilmektedir. Psikiyatrik

Hastalıklar;

  • Organik mental bozukluklar ve zeka geriliği
  • Demans ve Deliryumlar
  • Şizofreni ve diğer psikotik bozukluklar
  • Duygudurum bozuklukları (depresyon, bipolar bozukluk)
  • Anksiyete(kaygı) bozuklukları
  • Alkol-madde kullanım bozuklukları
  • Somataform bozukluklar
  • Dissosiasyon bozuklukları
  • Yeme bozuklukları
  • Uyku bozuklukları
  • Cinsel işlev bozuklukları
  • Kişilik bozuklukları

olarak sınıflandırılabilir

DEPRESYON

Toplumda görülme sıklığı yaklaşık %20'dir.Kadınlarda, erkeklere oranla daha sık rastlanır.

Depresyon; duygusal, zihinsel, davranışsal ve bedensel bazı belirtilerle kendisini gösteren bir duygudurum bozukluğudur. En dikkat çekici belirtisi çökkün ruh hali ile, ilgi ve zevk almada belirgin azalmadır. Depresyondaki kişi duygusal açıdan mutsuz, karamsar ve ümitsizdir. Eskiden severek yaptığı işler bile artık zevk vermez olmuştur. Kişi kendini hüzünlü ve yalnız hisseder.Kendisine ve çevresine ilgisi azalır. Yoğun suçluluk duyguları olabilir. Genellikle iç sıkıntısı, daralma, huzursuzluk ile birliktedir. Bazen kendisini, tüm duygularını yitirmiş gibi hissedebilir.

En sık görülen bir diğer belirti de dikkatini toplayamama ve unutkanlıktır. Enerji azalmasına bağlı hareketlerde yavaşlama, aşırı halsizlik görülebilir. Cinsel ilgi ve isteğinde de azalma olabilir. İştahta azalma, kilo kaybı, bazen tam tersi aşırı yeme eğilimi olabilir. Uykuya dalmakta güçlük, uykunun sık sık bölünmesi veya sabah çok erken uyanma şeklinde sorunlar görülebilir. Bazı kişilerde aşırı uyuma eğilimi olabilir. Baş, boyun sırt, eklem ağrıları, mide-bağırsak şikayetleri eşlik edebilir.

Yalnız yaşamak,Sosyal destek eksikliği, Kısa süre önce yaşanmış stresli yaşam tecrübeleri, ailedeki depresyon öyküsü, Evlilik ya da ilişki problemleri, Maddi zorluk, Erken çocukluk travması ya da istismar, Alkol ya da uyuşturucu kullanımı, İşsizlik, Sağlık problemleri ya da kronik rahatsızlıklar depresyon gelişimi için risk faktörleridir.

En uygun depresyon tedavisi ilaç tedavisi ve psikoterapinin birlikte yürütüldüğü tedavidir.Toplumdaki yaygın inancın aksine depresyon tedavisinde kullanılan ilaçlar bağımlılık yamazlar ve uyuşturucu değildirler. Yan etkileri ise son derece azdır ve tehlikeli değildir. İstenildiğinde doktor önerisi ile rahatlıkla kesilebilirler.

BİPOLAR BOZUKLUK:

Bipolar bozukluk ve manik depresif bozukluk adlarıyla da bilinen “İkiuçlu Duygudurum Bozukluğu”nda; yaşamsal olaylarla kısmen veya tamamen ilişkisiz olarak başlayan, uzun süren, keskin iniş çıkışların olduğu, yoğun duygudurum değişimleri yaşanır. Bu değişimler düşünceleri, duyguları, fiziksel sağlığı, davranışları ve kişinin işlevlerini, yaşamını etkiler.

Yani İkiuçlu Duygudurum Bozukluğu duygularda, düşüncelerde, enerjide ve davranışlarda aşırı değişikliklerle seyreden, kişinin kendisini aşırı coşkulu (mani/hipomani dönemleri) veya çok durgun (depresyon) ya da her ikisinin karışımı (karma dönem) duyguları hissetmesine yol açan, tedavi edilebilen bir ruhsal hastalıktır.

Depresyon döneminde enerji kaybı, hayattan zevk alamama, isteksizlik, karamsarlık gibi belirtiler ön planda iken, mani döneminde ise enerji ve özgüven artışı, çok konuşma, çok hareketli olma, aşırı para harcama, cinsel istekte artış ve uykusuzluk gibi belirtiler görülebilir.

Tedavide duygudurum dengeleyici, antipsikotik, antidepresan ilaçlar kullanılmaktadır.Aynı zamanda destekleyici, bilişsel-davranışçı psikoterapi de tedavide yararlıdır.

ŞİZOFRENİ:

Psikotik bozukluklar arasında yer alır. Psikoz genel anlamda gerçeğin değerlendirilmesinin bozulduğu durumlarda kullanılan bir terimdir. Birçok hastalıkta psikoz tablosu görülebilir.

Şizofreni ise toplumda görülme sıklığı %1 civarında olan ve kadın verkeklerde eşit oranda görülen, kronik bir hastalıktır. Genel olarak 20-30 yaşlarında başlar. Düşünce ve duygulanımda bozulma, davranışlarda değişiklikler ile kendini gösterir. Tıbbi araştırmacılar kesin tanımlamalardan kaçınsalar da, veriler her gün daha da artarak beyin işlevinde ağır bir bozukluğu işaret etmektedir.

Birçok alanda belirtiler görülebilmektedir. Başlıcaları; Delüzyonlar: Gerçeğe dayanmayan, gerçeğe dayalı bilgilerle izah edilse bile kişinin vazgeçmeyi kabul etmediği garip inançlardır. Örneğin kişi başkalarının düşüncelerini duyabildiğini, kendisinin Tanrı veya şeytan olduğunu veya başkalarının kafasına düşünceler yerleştirdiğine inanabilir.

Halüsinasyonlar: Gerçekte olmayan şeyleri görmek, sesler duymak, garip kokular duymak, ağızda “tuhaf” tat hissi ve bedenine dokunan olmasa da temas hissi gibi gerçek dışı şeyler algılanır. Şizofreni hastalarında en yaygın olanı sesler duymaktır. Sesler kişinin davranışları hakkında yorumlar yapabilir, kişiyi taciz edebilir veya emirler verebilir.

  • Kişinin iletişim kurmasını ve konuşmaya katılmasını zorlaştıran anlamsız kelimeler kullanması ve hiçbir anlamı olmayan cümleler kurması
  • Çabucak bir düşünceden diğerine geçmek
  • Yavaş hareket etmek
  • Karar verme yetisinden yoksun olmak
  • Aşırı fakat anlamsız şeyler yazmak
  • Bazı şeyleri unutmak veya kaybetmek
  • Daireler çizerek yürümek gibi tekrarlanan hareketler
  • Günlük görüntü, ses ve duygulardan anlam çıkarmada problem yaşama
  • Duygu ve duygu ifadesi eksikliği veya duruma uymayan duygular, düşünceler ve ruh hali (örneğin; bir şakaya gülmek yerine ağlamak)
  • Aileden, arkadaşlardan ve sosyal aktivitelerden uzaklaşma
  • Düşük enerji
  • Motivasyon eksikliği
  • Yaşamdan zevk almama ve yaşama karşı ilgi eksikliği
  • Temizlik alışkanlıklarının kötü olması
  • Okulda, işte ve diğer aktivitelerde problemler
  • Dengesizlik (çok mutlu veya çok üzgün olmak veya ruh hali oynamaları)
  • Katatoni (çok uzun bir süre kişinin aynı pozisyonda hareketsiz kalması)

Tedavisinde antipsikotik ilaç kullanılması zorunludur. Gereken durumlarda EKT uygulanabilir. Hasta ve ailesine uygulanan, destekleyici, bilişsel-davranışçı psikoterapi faydalı olabilmektedir.

ANKSİYETE BOZUKLUKLARI

  • Yaygın anksiyete bozukluğu
  • Panik bozukluk
  • Obsesif-kompulsif bozukluk
  • Sosyal fobi
  • Özgül fobi
  • Travma sonrası stres bozukluğu, olarak sınıflandırılabilir.

YAYGIN ANKSİYETE BOZUKLUĞU:

Yaygın Anksiyete Bozukluğu (YAB) olan kişilerde “sürekli, aşırı ve durumla uygun olmayan bir endişe hali” söz konusudur. Gerçek bir neden yokken ya da nedeni olsa bile durumla uygunsuz derecede aşırı olan, denetlenemeyen nitelikteki endişe, hastalığın temel belirtisidir.

Çoğu zaman kişi endişelerinin aşırı olduğunun farkındadır, ancak endişelenmelerini denetleyemezler ve bir türlü sakinleşemezler. Çevrelerinde “aşırı evhamlı” olarak tanınırlar. Yorgunluk, dikkat bozukluğu ve konsantrasyon güçlüğü, en ufak sesle kolayca irkilme, uykuya dalamama ve gece sık sık uyanma diğer önemli belirtilerdir. YAB’a sıklıkla sanki fiziksel bir hastalık varmışçasına kendini gösteren bazı bedensel belirtiler eşlik eder.Bu belirtiler: nedensiz yorgunluk, başağrısı ve kas ağrıları, yutma güçlüğü, titreme ve seyirmeler, terleme, tahammülsüzlük, bulantı, sersemlik hissi, sıcak basması gibi fiziksel yakınmalardır.

Tedavi gören YAB’lı hastaların çoğunluğu tedaviden yarar görür. Psikoterapi ya da ilaç tedavileri uygulanabilir. Bu yöntemlerin birlikte uygulanmasının etkin olduğu gösterilmiştir. Hangi tür tedavinin size uygun olabileceğine doktorunuzla birlikte karar vermek yerinde olacaktır.

PANİK BOZUKLUK:

Aniden ortaya çıkan ve zaman zaman tekrarlayan, insanı dehşet içinde bırakan, yoğun sıkıntı ya da korku nöbetine eşlik eden bir takım fiziksel belirtilerin de görüldüğü duruma panik atağı denir. Panik Atağı, birdenbire başlar, giderek şiddetlenir ve 10 dakika içinde şiddeti en yoğun düzeye çıkar; çoğu zaman 10-30 dakika devam ettikten sonra kendiliğinden geçer Hiçbir neden yokken birdenbire başlayan göğüs ağrısı, göğüste sıkışma hissi, çarpıntı, nefes alamama, terleme, titreme, üşüme ya da ürperme, bulantı ya da karın ağrısı, baş dönmesi, dengesizlik, düşecek ya da bayılacakmış gibi olma, uyuşma ya da karıncalanma gibi belirtiler, O sırada “kalp krizi” ya da felç geçirmekte olduğunu, ya da aklını yitireceğini zannederek yoğun bir korku duymak, panik atağın belirtileridir. Panik bozukluğu ise; beklenmedik anlarda ve yineleyici şekilde ortaya çıkan panik ataklar ve ataklar olmadığı zamanlarda ise yeniden atak yaşayacağı kaygısı olan beklenti aknsiyetesi ile karakterize bir hastalıktır. Panik bozukluğun tedavisi çoğu zaman ilaç ve psikoterapi birlikteliği ile yapılmakla beraber, yalnızca psikoterapi ile tedavinin mümkün olduğu hastalar da vardır. OBSESİF-KOMPULSİF BOZUKLUK(OKB) OKB; istemsiz gelen, yineleyici ve rahatsız edici düşünce, eylem ya da imajinasyonlar ve bu durumla başa çıkmak için kullanılan, yineleyici davranışlar ve zihinsel eylemlerden oluşan bir ruhsal hastalıktır Kirlilik, emin olamama, düzen ve simetri, cinsel ya da dini içerikli düşünceler şeklinde obsesyonlar görülebilir. Buna karşılık aşırı temizlik, tekrar tekrar kontrol etme, sayı sayma, tövbe etme gibi telafi davranışları ortaya çıkabilir OKB, kişinin yaşamını gerçekten zorlaştıran ve önemli düzeyde etkileyebilen bir ruhsal rahatsızlıktır. Kişi çoğu zaman düşündükleri ve yaptıklarının saçma olduğunu bilmesine rağmen kendisini durdurmayı başaramaz. OKB tedavisi çoğu zaman ilaç ve psikoterapi birlikteliği ile yapılmakla beraber, bazı durumlarda yalnızca psikoterapi yönetmi ile tedavi edilebilen hastalar da olabilir CİNSEL İŞLEV

BOZUKLUKLARI

  • İstek bozukluğu ( Cinsel istekte azalma, artma)
  • Uyarılma bozukluğu(sertleşme, lumbrikasyon bozukluğu)
  • Orgazm bozukluğu(orgazm olamama, erken boşalma)
  • Ağrı bozukluğu (VAJİNİSMUS, ağrılı cinsel birleşme) şeklinde görülebilir
  • Kadınlarda en çok istek ve orgazm bozukluğu görülmekle birlikte, en sık başvuru nedeni VAJİNİSMUS denilen, pelvik kasların istemsiz kasılmasından dolayı cinsel birleşmenin tam olarak yaşanamadığı durumdur
  • Erkeklerde ise en çok sertleşme bozukluğu ve erken boşalma şikayetleri ile karşılaşılmaktadır.

Cinsel terapi, çiftlerin birlikte ele alındığı, bilgilendirme ve bir takım ev ödevleri eşliğinde sürdürülen, yaklaşık 6-8 seans süren bir terapi yöntemidir. Genel olarak bilişsel-davranışçı teknikler kullanılır. Terapist ve danışanların ortak katılımı ile yüksek oranda başarı şansı vardır.

ALKOL-MADDE-SİGARA KULLANIM BOZUKLUkLARI

Maalesef günümüzde giderek artan sıklıkta ve oldukça genç yaşlarda başlayan sigara,alkol ve madde kullanım bozukluğu, kişinin ruhsal, bedensel, sosyal ve mesleki açıdan birçok zarar görmesiyle sonuçlanabilen ciddi bir rahatsızlıktır.

Ülkemizde başlıca sigara, alkol, kannabis(esrar), Bonzai(jamaika), eroin, kokain, amfetamin (extasy), uçucu madde (tiner, bali) gibi bağımlılık yapabilen maddelerin kullanımı görülmektedir.

Bağımlılık, ömür boyu sürebilen bir hastalıktır. Uygun zamanda ve uygun şekilde yapılan tedaviler sayesinde madde bağımlılığıyla mücadele edilebilmektedir. Hasta ve hekim işbirliği son derece önemlidir. Hastanın motivasyonun yüksek olduğu durumlarda yüksek oranda tedavi başarısı şansı vardır.

Tedavide; maddenin vücuttan temizlenmesi (detoksifikasyon), varsa yoksunluk bulgularının giderilmesi ve psikolojik bağımlılık kısmıyla ilgili uygun psikoterapi ve -veya ilaç tedavisinin düzenlenmesi aşamaları vardır. Bazı hastaların yatarak tedavi edilmesi uygundur.

BÖLÜM DOKTORLARI;

Uzm. Dr. Emine Mine KÜÇÜKARSLAN