1.Tüp bebek tedavisi ile mikroenjeksiyon farklı mıdır?

Tüp bebek tedavisi, klasik IVF ya da ICSI (mikroenjeksiyon) olmak üzere iki yöntemle gerçekleştirilir.

Anne adayında ilaçla geliştirilen, çatlatılan ve toplanan yumurtalar ile eşinden alınan ve laboratuvarda hazırlanan spermler;

Klasik IVF’ de, her yumurta başına belli sayıda sperm konulmasından sonra, döllenmenin kendiliğinden gerçekleşmesinin beklenmesidir.

ICSI( mikroenjeksiyon)’ de ise; mikromanipülatör denilen özel bir mikroskop sistemi altnda, özel olarak seçilen spermin yumurta içine enjekte edilmesidir.

2. Tüp bebek tedavisi süresince neler yaşanır?

Tedavinin ilk adımını, anne ve baba adayının ayrıntılı biçimde incelenmesi oluşturur. Anne baba adayına özgü nedenlerin ortaya çıkarılması için, ön incelemelerin yapılması önemlidir. Bu ayrıntılı ön incelemenin ardından, uygun bulunan tedavi protokolüne göre, yaklaşık 10-15 gün süren tedavi sürecine geçilir. Bu sürecin temel amacı, normalde her ay bir adet olgun yumurta geliştiren yumurtalıkları uyararak, birden fazla sayıda olgun yumurta elde etmekdir. Belli bir büyüklüğü yakalayan yumurtalar, çatlatılarak döllenmeye hazır hale getirilir. Anestezi uygulanarak toplanan yumurtaların, mikroenjeksiyonla döllenmesi sağlandıktan 2- 6 gün sonra seçilen embriyolar rahim içine yerleştirilir.

3. Tüp bebek uygulaması için kadınlarda, yaş sınırı var mıdır?

Doğurganlık çağı, kadında menopoza girene kadar sürmektedir. İnfertilite nedeni ile tedavi alması düşünülen anne adayının, adetin 2-3. Yapılan kan hormon ve vajinal ultrason, bazen de daha ileri tetkiklere göre sonuç alınabileceği düşünülen hastalar, tedaviye başlayabilir.

4. Tüp bebek uygulamalarının tekrarlanmasında ısrarcı olunmalı mıdır?

Tüp bebek tedavisi sabır isteyen, anne baba adayları bu sabrı gösterdikçe olumlu sonuçların alındığı bir tedavidir. Başarılı sonuç alınabilmesi için ideal bir tedavi sayısı yoktur. Ancak başarısız tedavilerin sonrasında, gebeliğin oluşmama veya sağlıkla sonuçlanmama nedenleri doğru araştırıldığı takdirde, bunların çözümlerini de içeren tüp bebek tedavilerinin kesinlikle tekrar denemelerinde fayda vardır. 

5. Tüp bebek uygulamalarında anne adayının tüpleri nasıl olmalıdır?

Anne adayının tüplerinin kapalı olması, bu anne adayında aynı zamanda bir tüp bebek tedavi alma zorunluluğunu da getirmektedir. Dolayısıyla, tüp bebek tedavisi sırasında tüplerin açık olması gerekmemektedir. Çünkü tedavide geliştirilen yumurtalar anne adayının tüpleri kullanılmadan toplanmakta, dışarıda döllenme sağlanmasının ardından yine tüpler kullanılmadan doğrudan rahim içine yerleştirilmektedir.

6. Tüp bebek tedavisinde başarı şansı ne kadardır?

Tüp bebek tedavisinin başarısı, tedavi sonrasında gebeliğin oluşması ve sağlıklı bir doğumla sonuçlanmasıdır. Tedaviye anne adayının vereceği cevap; alınan yumurtaların kalitesi, yumurtalarla işlem yapılacak olan baba adayının sperm özellikleri ile hem anne hem de baba adaylarının yaşları bu tedavinin başarısını doğrudan etkileyen faktörlerdir. Her anne baba adayının yukarıda bahsedilen bireysel özelliklerinin yanı sıra, çevresel faktörlere maruz kalıp kalmamış olmaları, bağışıklık sistemi-kanama/pıhtılaşma özellikleri ve genetik yatkınlık da, başarıyı etkileyen faktörler arasındadır. Ayrıca, hem tedavi sırasında hem de sonrasında gebelik şansını artırıcı ek uygulamaların da yapılması mevcut şansı artıracaktır.

7. Tüp bebek tedavisi sonucu doğan çocuklarda sağlık problemleri olur mu?

Tüp bebek tedavisi sonrasında dünyaya gelen bebekler ile doğal yollarla dünyaya gelen bebekler arasında motor ve zihinsel gelişim açısından herhangi bir fark yoktur.

8. Erken yumurtalık yetmezliği (prematür over yetmezliği; pof) nedir?

Yumurtaların tükenmesine bağlı olarak gelişen, ovaryal yetmezlik menopoza yol açar. Bu 40 yaşından önce gerçekleşirse prematur ovaryan yetmezlik adını alır. Ovülasyon indüksiyonuna cevap alınamaz. En sık sebep otoimmün (bağışıklık sistemi) nedenlerdir. Posenfeksiyon, postkemoterapi, postirradiasyon diğer sebeplerdir. Daha önce düzenli adet gören bir kadının 6 ay süreyle adet görmemesini takiben birer ay aralıklarla iki kez bakılan serum FSH düzeylerinin 40 IUI ve üzerinde saptanması, erken yumurtalık yetmezliği olarak tanımlanır. Bu durumda olan bir kadının kendi yumurtası ile gebe kalması mümkün değildir. Aile öyküsünde de bu durum mevcutsa, ailedeki diğer genç kadınların bu konuda bilinçlendirilmesi ve çocuk istemi varsa bu konuda ileri yaşları beklemeden plan yapmaları konusunda bilgilendirilmeleri önem taşır.

9. Tüp bebek tedavisi öncesi rahim filmi (Histerosalpingografi) çekilmesi gerekli midir?

Tüp bebek tedavisinde anne adayının yumurtalıklarında gelişmesi, olgunlaşması ve çatlaması sağlanan yumurtaların, vajinal yol kullanılarak dışarıya alınması ve dışarıda döllenme sağlandıktan sonra döllenenlerin rahim içine yerleştirilmeleri söz konusu olduğundan, anne adayının tüpleri hiç kullanılmayacaktır. Dolayısıyla, tüp bebek tedavisi için tüplerin açık olup olmadığı araştırmasına da gerek olmayacaktır. Sadece muayene sırasında, tüplerden bağımsız olarak, rahim içinde şüphe uyandıran bir durum saptandığında film istenebilir.

10. Tüp bebek tedavisi hangi durumlarda iptal edilebilir?

  • Yumurtalıkların cevabı yetersiz olabilir ve tedaviden fayda görmeyeceğiniz düşünülürse hekiminiz tedavinizi yarıda keserek işlemi iptal edebilir.
  • Yumurtalıklar içinde gelişmiş follikül olmasına rağmen, yumurta toplama günü içlerinden yumurta elde edilemeyebilir. Bunun sebebi genellikle yumurta toplama işleminden önce, yumurtaların zamansız olarak çatlamasıdır. Bu istenmeyen durum genellikle yumurtalık rezervi azalmış ileri yaştaki bayanlarda görülebilir. Çok nadiren de folliküllerin içinde yumurta olmayabilir (boş follikül sendromu). Bu durum ise anne adaylarının %1’ inden daha azında görülür.
  • Elde edilen yumurtalar döllenmeyebilir. Bu durumun görülme sıklığı mikroenjeksiyon uygulamalarına bağlı olarak azalmakla birlikte, çiftlerin %2-5’inde anormal yumurtalara veya spermlere bağlı olarak döllenme gerçekleşmeyebilir.
  • Döllenen yumurtaların hiçbiri bölünmeyebilir. Bu durumda oldukça nadirdir ve genelde az sayıdaki ve kötü kalitedeki yumurta varlığında gözlenir.
  • Azospermik erkekte ameliyat ile sperm bulunamayabilir. Böyle bir durumda tedavi yumurta toplama işleminden hemen önce iptal edilir.
  • PGD yapılan olgularda, normal bir embriyo bulunamayabilir. Bu durumda da embriyo transferi yapılmaz.

11.Tüp bebek tedavisinde başarıyı olumsuz yönde etkileyen faktörler nelerdir?

Tüp bebek tedavisinde başarıyı olumsuz yönde etkileyen en önemli faktörler;

  • Anne adayının yaşının 38 yaş üzerinde olması,
  • Yumurtalık rezervinin ciddi olarak azalmış olması,
  • Sperm şeklinin ileri derecede bozuk olması,
  • Canlı ve ileri hareketli sperm sayısının çok az olması olarak sayılabilir.

Tüm bunların yanı sıra, anne ve baba adaylarının özellikle tüp bebek tedavisinin gerektiği biçimde yapıldığı merkezlerle buluşmasının gecikmesi, atlanmış olan bazı infertilite faktörlerine gereken önemin verilmemesi nedeni ile birçok tüp bebek denemesi yapılmış olması, dolaylı nedenlerdir. Defalarca başarısız tedaviler alınması, anne baba adaylarını hem gereksiz ilaç kullanarak yan etkilere maruz bırakmakta, hem bu tedavilerle zaman kaybetmelerine neden olmakta, hem de maddi sıkıntılara sokmaktadır. Bu psikolojik travmaların da infertilite tedavilerine olan güvensizliği yaratması nedeni ile tedavi başarısını etkilediği düşünülmektedir.

Başarısız tüp bebek tedavilerinin nedenlerinin doğru tespit edilmesi, yeni bir tüp bebek tedavisine başlanmadan, gebelik şansını artırıcı diğer uygulamaların doğru ve eksiksiz biçimde planlanması bu anne baba adayları için kaçınılmaz bir gerekliliktir.

12. Kaliteli ve artan embriyolar tekrar kullanılabilir mi?

Embriyoların dondurulma işlemi, transfer için gerekli olan sayıdan daha fazla ve iyi kalitede embriyo elde edilmesi durumunda uygulanmaktadır. Yumurtalıkların tedaviye aşırı cevap verdiği, ciddi OHSS yani ovarian hiperstimülasyon sendromunun gelişme riskinin yüksek olduğu durumlarda ve tedavi sırasında endometriuma (rahim içi tabakası) ilişkin, gebelik şansını azaltabilecek önemi bir sorun saptandığında da embriyoların tümü dondurulabilir(total freezing). Yapılacak uygun tedavi sonrası dondurulan bu embriyolar rahim içi hazırlanarak transfer edilir.

Embriyolar 2. Ve 5. Günler arasında dondurulmaktadır. Dondurulan embriyolar merkezimizde, sağlık bakanlığınca yayınlanan yönetmelik gereğince 5 yıl geçtikten sonra hastanın yazılı onayı ile saklanmakta, çiftlerin boşanması, birinin veya her ikisinin vefatı halince dondurulmuş embriyolar imha edilmektedir. 

13. Anne rahmine yerleştirmeden önce bebeğin cinsiyetini öğrenemez miyiz?

Hayır, bu yöntem Türkiye’ de kanunlarla kesin olarak yasaklanmıştır. Ancak cinsiyete bağlı geçiş gösteren kalıtımsal hastalıklar söz konusu olduğunda PGT ile cinsiyet tayini yapılabilir.

14. Embriyoların rahime yerleştirilmesinden önce genetik açıdan problem olup olmadığı anlaşılabilir mi?

Bilindiği gibi preimplantasyon genetik tanı (PGT) adı verilen genetik ayıklama tekniği kullanılarak; tedavi gören çiftlerin genetik olarak sağlıklı embriyoları daha rahme tutunma aşamasına gelmeden seçilir. PGT, ailesinde veya kendisinde genetik geçişli bir hastalık taşıyıcılığı görülen çiftlerde sağlıklı bebek sahibi olmak amacı ile uygulanabilir. Bu teknik ile özellikle canlı doğum veya erken dönem düşük ile sonuçlanabilecek belirli bazı kromozom bozuklukları tespit edilebiliyor olsa da, embriyodaki tüm kromozomların incelenmesi mümkün olmaz.

 15. Laparoskopi ne zaman, kimlere yapılır?

Teşhis amaçlı laparoskopi (diagnostik laparoskopi), tüplerin açık olup olmadığının, yumurtalıklarda yer kaplayan kitle ve yapışıklık olup olmadığının ve rahmin yapısının genel durumunun incelenmesi için yapılabilir. Tedavi amaçlı laparoskopi (operatif laparoskopi) ise;  miyom,  kitle çıkarılması gibi amaçlarla uygulanabilir.

16. Obezite (şişmanlık) çocuk sahibi olmayı etkiler mi?

Şişmanlık, polikistik over hastalığı ve anormal hormon üretimi ile ilişkilidir. Vücutta ağırlığın boya göre değerlendirilmesi önemlidir. Bu değerlendirmeye göre, beklenenden fazla değerde ağırlığın saptanması durumunda, anne adaylarında düzenli yumurta gelişimi olumsuz etkilenebilmektedir. Tüp bebek tedavilerinde de anne adayının yumurtalıklarının cevabı zayıf olabilmektedir.

17. Stres ve yüksek kaygı düzeyleri tüp bebek tedavisinde başarıyı olumsuz etkiler mi?

Stresin beyinden salgılanan hormonların salınımını bozabildiği veya embriyonun rahme tutunmasını olumsuz etkileyen bağışıklık sistemine ilişkin sorunlara yol açabildiği düşünülmektedir. Tüp bebek tedavisi, infertil bir çiftin karşısına çıkan son seçenek ya da yorucu, yıpratıcı uzun bir sürecin sonunda varılan son durak oluşundan dolayı, ayrıcalıklı bir öneme sahiptir. İnfertilite sürecinde çıkan psikolojik etkilerin şiddeti süre uzadıkça artmaktadır.

İnfertilitenin psikolojik yönden de ele alınması, tüp bebek tedavisi alan tüm çiftlerin gereksinimidir. Çiftler yalnız olmadıklarını suçlu ve yetersiz olmadıklarını hissetmelidirler. Yukarıda sözü edilen tüm sorunlarla çiftin baş etmesine yardımcı olunması gerekir. Bu sorunlarla başa çıkmada uygulanabilecek çözümler arasında konsültasyon, psiko-dinamik tedaviler, gevşeme ve stresle başa çıkma, seksüel ve eş terapisi, destek grupları, yasla başa çıkma ve kriz çözümleri gibi yaklaşımlar vardır.

18. PCOS nedir?

Polikistik Over Sendromu (PCOS), anne adaylarımızda zaman zaman görülen ve yumurtalıklarda çok sayıda yumurta kesesinin ve hatta bazı hallerde kistlerin bulunduğu özel bir durumdur.  Kendisini, uzun aralıklarla adet görme, hatta bazı anne adaylarında ise adet görememe, aşırı kıllanma, sivilcelenme ve kilo artışı şikayetleri ile gösterebilir.

Çocuk sahibi olmak amacıyla, infertilite merkezlerine başvuran kadınlarda en sık karşılaşılan sorunlardan biridir, çünkü bu kadınların yumurtalıklarında düzenli yumurta gelişimi olmamaktadır. Polikistik Over hastalığı bulunan anne adaylarında tüp bebek başarı ihtimali oldukça yüksektir. Buna karşılık OHSS riski artar, bu durum çok dikkatli bir takiple ve bazı kurallara uyarak önlenebilir.

19. Varikosel nedir?

Varikosel;  erkeklerde, torbalardaki (testislerdeki) toplardamaların genişleyip varisleşmesi sonucu içerisinde kan birikmesiyle oluşan bir hastalıktır. Genelde 20 yaşından sonra ortaya çıkar. İnfertilite problemi çeken erkeklerin, yarıya yakınında varikosel vardır. Sonradan infertil olan erkeklerde ise bu oran çok daha fazladır. Normalde testislerdeki (torbalardaki) toplardamarlarda, kanın geri akımını engelleyen kapakçılar vardır. Bu kapaklar sayesinde kan geriye dönmeden, tek bir yönde akar. Bu kapakçıklarda ortaya çıkan bir problem, bu damarlardaki kanın geriye doğru basınç yapmasına yol açar ve kan birikmesi görülür. Bu birikme sonucu, damarlar genişler ve varis ortaya çıkar.

Varikosel hastalarının bir kısmının belirttiği herhangi bir şikayet yokken, bir kısmında da testislerinde, sürekli sancı şeklinde bir ağrı ve bu bölgede oluştuğu belirtilen ağırlık hissi vardır. Varikoselden korunmak için, testislerin hareketini kısıtlayan dar ve sert pantolonlar tercih edilmemelidir, kot pantolon testislerin ısısını bozabileceğinden giyilmemesi yararlıdır ve fazla ayakta durmak da varikosel için bir risk olduğundan kaçınılmalıdır.

20. Endometriozis nedir?

Endometriozis, rahim duvarı dışındaki alanlarda da, rahim içi dokularının bulunması anlamına gelen kronik bir rahatsızlıktır. En sık yumurtalıklar, rahim dış bağları gibi kalça kemiği çatısı içindeki bölgelerde görülür. En sık belirtileri ağrılı adet görme, ağrılı cinsel ilişki olması, adet düzeni ile ilgisi olmayan bel- kasık ağrıları ve gebe kalamamadır. Bazı kadınlar çok çeşitli ve şiddetli şikayetler yaşarken, bazı kadınlarda hiç belirti vermeyebilir. Yaşın ilerlemesiyle birlikte hem şikayetlerin şiddeti hem de bu hastalığın tanısının konma şansı artar.

BÖLÜM DOKTORLARI;

Op. Dr. Emel ÖZALP ÖKTEM